Artık Sendikalar Değil, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Konuşulmalı
Son yıllarda sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın en büyük sorunlarından biri sadece çalışma hayatındaki zorluklar değil, sendikalar arasında yaşanan çekişmelerin de çalışanlarımızın gündemini meşgul etmesidir.
Bugün geldiğimiz noktada çalışanlarımız, asıl konuşmaları gereken konuları konuşamaz hâle gelmiştir. Fazla mesailer, personel yetersizliği, mobbing, adaletsiz görev dağılımı, çalışma barışının bozulması ve ekonomik kayıplar yerine; hangi sendikanın kaç üye yaptığı, kimin hangi sendikaya geçtiği konuşuluyor.
Bazı çevreler bu tablonun sebebini sendika sayısının artmasına bağlıyor. Ben aynı düşüncede değilim.
Sorun, sendika sayısının fazla olması değildir. Sorun; sendikacılığı çalışanların haklarını savunmak yerine üye sayısı yarıştırmak olarak gören anlayıştır.
Ne yazık ki son dönemde çok sayıda çalışanımızdan benzer şikâyetler alıyoruz. Sendikasını değiştirmek isteyen ya da farklı bir tercih yapmak isteyen çalışanlar üzerinde çeşitli baskılar kuruluyor. Baskın ziyaretler yapılıyor, yakın arkadaşları araya sokuluyor, kararından vazgeçmesi için farklı yöntemler uygulanıyor. Hatta bazı çalışanlara çeşitli vaatlerde bulunulduğuna dair iddialar tarafımıza ulaşıyor.
Oysa sendikacılık; baskıyla değil, güvenle büyür.
Bir çalışanın hangi sendikaya üye olacağına yalnızca kendisi karar verir. Bu kararın üzerinde ne işverenin, ne işveren vekillerinin ne de başka bir sendikanın gölgesi olmamalıdır.
Daha da düşündürücü olan ise şudur...
Çalışanlarımızın özlük hakları, ekonomik kayıpları, artan iş yükü ve çalışma şartları yeterince gündeme taşınmazken; kamp organizasyonları, gezi programları, hafta sonu etkinlikleri ve sosyal faaliyetler sendikal mücadelenin önüne geçirilmektedir.
Elbette sosyal faaliyetler değerlidir. Ancak çalışanlarımızın önceliği daha iyi çalışma koşulları, daha güçlü özlük hakları ve insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyidir. Bunlar sağlandığında zaten herkes ailesiyle de tatile gider, istediği restoranda da yemek yer, istediği sosyal etkinliğe de özgürce katılır.
Bizim mücadelemiz, çalışanlarımızın başkasının sunduğu imkânlara ihtiyaç duymadan kendi imkânlarıyla hayatını planlayabildiği bir çalışma düzeni oluşturmaktır.
Ben buradan tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımıza sesleniyorum.
Hiç kimsenin baskısı altında kalmak zorunda değilsiniz. Hiç kimse sendikal tercihiniz nedeniyle sizi yönlendiremez, sorgulayamaz veya baskı altına alamaz.
Artık bir alternatif var.
Sosyal Sağlık Sen var.
Gelin; korkunun değil güvenin, baskının değil özgür iradenin, kişisel hesapların değil çalışanlarımızın haklarının konuşulduğu bir sendikacılığı birlikte büyütelim.
Birlik olalım. Güçlü olalım. Çünkü güçlü sendika, özgür iradesiyle karar veren çalışanlarla kurulur.
Furkan ULUKAYA
Genel Başkan